Çukurova'nın sembol perakende markası Groseri

 

Mersin ve Adana'nın “yerel gururu” Groseri Marketler Znciri'nin Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi Levent Uğurses ile Groseri'nin başarısını ve ardındaki sırları konuştuk. Uğurses, mağazalarında yarattıkları standarttan dolayı, kendisinin dahi fotoğraflarına bakarak mağazaları ayırmakta zorlandığını söylüyor

 

 

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz, kendi çalışma hayatınızdan kısaca bahseder misiniz?

1968 Adana doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi burada tamamladım. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezuniyeti ardından ABD'de Atlanta'da finans üzerine yüksek lisans yaptım. Daha sonra Çekiç Güç'te uluslararası görevle askerliğimi tamamlayıp iş hayatına atıldım. Okul dönemlerimde turizm sektöründe uluslararası kongrelerde öğrenci bütçeme katkı amaçlı mihmandarlık dışında sömestr ve yaz tatillerinde yıllarca babamın Ülker Bölge Müdürlüğü döneminde stajlarım sayesinde piyasa ile yakın temaslarım oldu. İstanbul'da uluslararası bir firmada iş başvurum kabul edilip göreve başlamak üzereyken babamın ortak olup aktif yönetici olarak çalışmadığı süpermarket işindeki ortaklarının baskısı ve iknası, nişanlılık dönemim ile Adana'yı tercih ettim. Hayatıma müteşebbis olarak devam etmeye karar verip benden daha tecrübeli iki piyasa kurdu ortağımla süpermarket işine başladım. Onlar benden dinamizm ve yenilik bekliyordu; ben de onlardan bana destek ve birikim aktarımı bekliyordum ve karşılıklı beklentilerimiz güçlü bir harmonide en başından bugünlere kadar devam etti. 1989'da gıda perakende sektörüne giriş yapan, 1996'da 15 kasa iken benim de katıldığım ortaklığımız bugün 11 yıl sonra aynı güçle 76 kasada devam ediyor. Bugün halen Groseri yönetim ve icra kurulu üyesi olarak göreve devam ediyorum. 2003 yılında Jaycees tarafından İş Dünyası ve Ekonomi dalında Akdeniz Bölgesi'nde “en başarılı işadamı” seçildim. 10 yıllık evliyim ve iki kız çocuk babasıyım.

Groseri'nin kuruluş hikâyesi sektördeki birçok kişi tarafından biliniyor. Yalnız diğer market zincirlerinden farklı olarak, yola başka bir isim altında başlayıp, şimdiki isminizle devam ettiniz. Bu açıdan bakarak, başlangıçtan bugüne, geldiğiniz noktayı özetle değerlendirebilir misiniz?

1989 yılında İzmir'de başlayan Tansaş modeli, aralarında babamın da olduğu 4 girişimci ortak (Zihni Uğurses, M. Ali Önür, Ersin Özdemir ve Bülent Sarkut) tarafından izlenerek Adana'da aynı yapının belediye ile ortak girişimi planlanmıştı. O zamanki belediye yönetimi ile mutabık kalınıp açılacak mağazaların lokasyonları bile belirlenmiş iken, ilk seçimlerde mevcut belediye seçimi kaybetti. Yeni gelen belediye yönetimi bu işe soyunmayınca babam dâhil diğer ortaklar yalnız başlarına kalıp yollarına Adana Tansaş ismini verdikleri mağazalarında kendi koydukları sermaye birikimi ile kiminin mevcut yaptıkları bölge müdürlükleri ve yine ortak yürüttükleri toptan gıda dağıtımı işine ek olarak süpermarket operasyonuna başladılar.

Daha sonra 1996 yılında hiç unutmam tam benim başladığım ilk yılda İzmir'de devam eden Tansaş'ın halka açılma ve marka tescili süreçlerinden sonra bizden isim değiştirmemiz istenince biz de izin isteyip yumuşak bir geçişle müşterilerimize isim yarışması açıp sonra Ankara'dan gerekli marka tescili yaptırıp, “Groseri” ismi ile faaliyetlerimize devam kararı aldık.

Tansaş'ı şeklen daha küçültüp yanına şeklen biraz daha büyük Groseri ismini yerleştirerek önce insertlerde, medyada, sonra poşetlerde en son tabelalarımızda ismimizi bir müddet Tansaş-Groseri daha sonra Groseri olarak değiştirdik.

Sonra yeni markanın ne zaman oturduğunu öğrenmek üzere dolmuşlara binip yıllarca mağazalarımızın önündeki Tansaş durağı denilen duraklarda insanlar indiklerinde ne zaman Groseri durağı diyecekler diye test ettik. Çok da uzun sürmedi, 1-2 yıl içerisinde artık duraklar Groseri diye anılmaya başladı. Zaten tabelaların değiştiği bu dönem benim de işe başladığım 2'nci yıl olup benden beklenen yeniliklere hız verip imza attığımız yıllardı. Belki de isim değişimi hayırlı olup yenilediğimiz barkotlu kasalar, ışık, zemin, donanım ve genel mağaza atmosferine isim de eklenince sanki bambaşka bir markanın doğuşu gibi algılandı ve yaptığımız birçok değişiklik müşteri tarafından beğeni topladı.

Bu değişim Adana'ya o yıllarda gelip ulusal ve uluslararası sermayece açılan değişik semtlerdeki toplam 50 bin metrekare yeni alışveriş alanına rağmen ciddi büyümemize destek olup bizleri bugün Adana ve Mersin'de faaliyet gösteren aktif kasa büyüklüğünde en önde giden zincir haline getirdi. Şu anda 3 ortaklı yapımız mevcut olup benle başlayan 2'nci jenerasyona geçiş süreci 1999'da Kazım Önür ve 2005 yılında Dide Tuncer Özdemir'le beraber beni en yaşlı ve tecrübeli icra kurulu üyesi yaptı. Yönetim kurulu olarak halen M. Ali Önür ve Ersin Özdemir'le devam ediyoruz.

 

Adana ve çevresindeki il ve ilçelerde yayılma gibi bir hedefiniz var. Bu konudaki planlarınızdan bir miktar bahsedebilir misiniz? 2007 yılında yeni şubeler açmayı planlıyor musunuz? 2010 yılı için, Groseri'ye nasıl bir tablo çizersiniz?

Çalışanını, müşterisini, tedarikçi firmalarını çok önemseyen, karını onların zararı üzerine kurmayan, yenilikçi, teknolojiyi takip eden yapımız yanında risk kazanç analizinde adımlarımızı sağlam atma gibi tarif edilebilir bir tarafımızda mevcut. Son 10 yılda mağazalarımızın yüzde 70'inin mülklerine sahip olduk ve son açtığımız 4 mağazayı açmadan satın aldık, bu her ne kadar büyüme hızımızı yavaşlatsa da bence ileriki günlerde oluşacak problemleri önlemede bize yardımcı olacaktır. Belki bu mağazalarla birçok rakibimiz gibi kira kontratı yapsa idik, oralara yatırdığımız paralarla mevcut halin 3 katı büyüklükte bir Groseri olabilirdik ama geriye bir daha dönsek aynı karar ve stratejiyi uygulardık gibi geliyor. Öncelikle Adana ve Mersin operasyonumuza ilave Tarsus, Hatay, İskenderun, Osmaniye, Ceyhan, Kozan, Silifke, Erdemli gibi komşu yerleşimlerde büyümek istiyoruz. Dinamikler bir gün gelip bizi bölgenin dışına iterse öncelikle kararımız İstanbul olacaktır, sonra da hep dediğimiz Paris ve Londra şubeleri inşallah, inandığım Türk yerel perakendeciler mutlaka bir gün Avrupa'da bu işi başaracaklardır. Bakın Avrupa'ya, hiçbir ülkede güçlü sermayeye karşı biz yerellerin Türkiye'de yaptığı mücadele verilmemiştir Avrupa'da. Daha kolay teslim etmişlerdir pazarlarını, bizler burada başarırsak, oralarda da devamı gelecektir bu işlerin.

2007'de mağaza açmayı planlıyoruz, 2010 yılında ise bölgede liderliği sağlam hale getirecek durumda olacağımıza yüz kasa büyüklüğünde bir zincire kavuşacağımıza inanıyoruz.

 

Mağazacılık konusunda belli standartlara sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz, bunlardan bahsedebilir misiniz?

Bu standartlara ve değişime 1996 yılında imza attık. Bugün ben bile bazen önüme mağaza fotoğraflarımız geldiğinde hangi mağaza olduğunu anlayamadığım oluyor, bu ciddi bir standarda sahip olduğumuzu gösterir. Tüm mağazalarımızda inşaat işlerini, raf, donanım ve dekorasyon işlerini yıllardır aynı ekiplerle yapıyoruz. Yeni mağaza açarken çok titiz çalışıyoruz; rekabette en zayıf olduğumuz yer burası, asla hata yapma lüksümüz yok. Sermayesi güçlü firmaların var ama bizlerin yok, o yüzden açılacak lokasyondaki araç trafiği, minibüs dolmuş hat durumları, rekabet durumu, bölgenin büyüme potansiyeli, otopark yapısı, belediyenin oradaki ileriki günlere ait planındaki düzenlemeler hep incelediğimiz konular. Daha çok şehir merkezinde ve yerleşimin yoğun olduğu bölgelerde trafiğin sağında eve dönüş yolunda 800 - bin 200 metrekarelerde olmayı tercih ediyoruz. Bildiğimiz ve sevdiğimiz dans bu. Öncelikle hedefimiz açacağımız nokta ile uzun yıllık kira kontratı yapmak (minimum 15 sene), beceremezsek tercihimiz satın alma yönündedir.

 

Personel eğitimi konusunda